Zeytinyağı tarihi

 

 Zeytin ağacının insan eliyle ıslah edilmesi günümüzden 6 bin yıl öncesine dayanmaktadır. Zeytin ağacının ana vatanı birçok bilim insanı tarafından Güney Ön Asya olarak kabul edilmektedir. Bölge, günümüzde Doğu Akdeniz ile ülkemiz sınırları içerisindeki Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş dolayları olarak kabul edilir. Başka bir teori ise zeytinin ana vatanı olarak günümüz Suriye topraklarını göstermektedir. Konu üzerinde farklı yorumlar yapılsa da zeytin’in, M.Ö. 4000’lerde, ilk kez Samiler tarafından ıslah edildiği ve bir kültür bitkisi haline getirildiği düşünülmektedir. M.Ö. 4000’lerde kültür bitkisine dönüştürülen zeytinin yağının çıkarılması ve kullanımının yaygınlaşması, ancak bin 500 yüz-2 bin yıl1500-2000 yıl sonra gerçekleşmiştir. 

  

Tunç Çağı’nda ve daha sonrası dönemlerde Akdeniz’de zeytinciliğin yaygınlaştığını gösteren arkeolojik buluntular arasında yağ presleri, saklamada kullanılan kaplar, zeytin gösterimleri olan vazo ve duvar resimleri sayılabilir. Bunların yanı sıra ele geçen zeytin çekirdekleri de kazı alanlarından ele geçen buluntular arasındadır. Önceleri zeytinyağı ticaretiy ile başlayan zeytinin yayılma süreci, daha sonra zeytin fidelerinin taşınmasıyla, ile de bir kültür bitkisi olarak yayılması hız kazanmıştır. 

  

Anadolu’nun eski uygarlıklarından Hititler’ de de zeytinin yetiştirildiği bilinmektedir. Zeytinyağı imalatının yapılması ise arkeolojik buluntular ve yazılı belgeler ışığında tespit edilmiştir. Hitit metinlerinde zeytin hem kendi başına hem de içinde yağların geçtiği bölümlerde sıkça geçmektedir. Bir Hitit metni, zeytinin Hititler için önemini vurgular niteliktedir: “Nasıl zeytinin kalbinde yağ bulunuyorsa, Ana tanrıçanın da Hatti ülkesinin kralını, kraliçesini prenslerini ve Hatti ülkesinin insanlarını kalbinde ve ruhunda arkadaşça bulundurmasını dilemektedir.” Eski Mısır uygarlığında zeytin ağacının M.Ö. 1600’lerde Nil Deltası’ nda ekilmeye başlandığı ileri sürülmektedir. Ancak bazı görüşlere göre Mısır’ın zeytinyağı üretimini daha önce bildiği düşünülmektedir. Bu görüş, M.Ö 2500 yıllarına tarihlenen Sakkarah Piramidi’nde bulunan zeytin sıkma aletinin bulunmasıyla da arkeolojik olarak desteklenmiştir. Zeytin ağacına birçok kültürde olduğu gibi Eski Mısır’da da kutsal bir yer verilmişti. Firavun III. Ramses’in Güneş Tanrısı Ra için yaptırmış olduğu tapınağın aydınlatılmasında ışık kaynağı olarak kullanılacak zeytinyağı için, özel zeytinlikler kurdurduğu bilinmektedir.
 

    

Erken Dönem Girit uygarlığına ait ortaya çıkarılan kazı alanlarında zeytinyağı çıkarmak için kullanılan arkeolojik buluntuların olması adadaki zeytin üretimine ilişkin bilgiler sunmaktadır. Örneğin, M.Ö . 3000’lerde Girit’te kaya oyukları veya taş havanlarda tanelerin kırılıp sıkılmasıyla ile başlayan yöntemlerle “ilkel zeytinyağcılık” gelişmiştir.

 

M.Ö. 1700’lerde taş silindirlerin kullanılmaya başlamasıyla zeytinyağı üretimi daha da önem kazanmıştır. Antik Yunan’da zeytin yetiştiriciliğinin Arkaik Çağ’ ın başına kadar etkin rol oynamadığı bilinmektedir. Ancak Arkaik Çağ’ ın ortalarından itibaren, üretimi özellikle Attika’da çok artmıştı. Bu artış Klasik ve Helenistik dönemde de devam etmiştir.

  

Zeytin yetiştiriciliğinin Roma’ya girmesi ise Güney İtalya’daki Yunan Kolonilerinin vasıtasıyla ile olmuştur. Bu vesile ile Roma M.Ö. 1. yüzyılyy’dan itibaren zeytin ihracatına başlamıştır.  Zeytinin batı Akdeniz’ e olan yolcuğu Roma İimparatorluğu ile devam etmiş ve Fransa, İspanya gibi ülkelere ancak günümüzden 2 bin 600 yıl önce yaygınlaşabilmiştir.

  

Aslen bir Akdeniz bitkisinin ürünü olan zeytinyağı 16. Yüzyıldan itibaren Hıristiyan misyonerler aracılığı yla Meksika, Arjantin, Şili ve Peru’ya götürülmüş, 18. Yüzyılda Kuzey Amerika’da, San Francisco’da zeytinlikler kurulmaya başlanmıştır. Bugün Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Afrika ve hatta Çin’de zeytinciliğe büyük bir ilgi gösterilmektedir. Yine de Dünya zeytin ağacı varlığının %98’i Akdeniz havzasında yer almaktadır.